loader image

20 Ocak 2026 tarihinde Fransız Yargıtayı’nın (Cour de cassation) ceza dairesi, askerî malullük aylığının (pension militaire d’invalidité) yalnızca gelecekteki mesleki gelir kayıplarından ve mesleki etkiden değil, gerektiğinde kalıcı fonksiyonel kayıptan (déficit fonctionnel permanent) da düşülmesi gerektiğini hatırlattı (Cass. crim., 20 janvier 2026, n° 25-80.153). Dokuz gün sonra ikinci hukuk dairesi ise tersine, iş kazası gelirinin (rente d’accident du travail) manevi nitelikteki zararlardan düşülemeyeceğine, işçi kaza tarihinde zaten emekli olsa bile bu kuralın geçerli olduğuna karar verdi (Cass. 2e civ., 29 janvier 2026, n° 23-18.530). Birkaç gün arayla verilen bu iki karar, pek çok mağdurun geç fark ettiği bir soruyla ilgilidir: Sonunda ellerine geçen tutar neden bilirkişinin, sigortacının veya hâkimin hesapladığı zararların toplamından daha düşüktür?

Cevap, Fransız hukukunda “üçüncü kişi ödeyicilerin rücu hakkı” (recours des tiers payeurs) adı verilen mekanizmada yatmaktadır. Genel sağlık sigortası kurumu (caisse primaire d’assurance maladie, CPAM), işveren, bir yardımlaşma sandığı (mutuelle) veya bir tamamlayıcı sigorta kuruluşu (organisme de prévoyance) kaza nedeniyle mağdura daha önce ödeme yapmışsa, bu tutarın sorumludan veya sigortacısından geri ödenmesini talep edebilir. Bu tutarlar, mağdurun aynı kayıp için iki kez tazmin edilmemesi amacıyla mağdura ödenecek tazminattan düşülür. İlke meşrudur. Ancak yanlış uygulandığında tehlikeli hâle gelir, çünkü hatalı bir mahsup doğrudan mağdurun payını azaltır. Bu mekanizmayı düzenleyen kurallar kamu düzenine ilişkindir (Cass. 2e civ., 26 janvier 2023, n° 21-15.483): mağdurun aleyhine hiçbir sözleşmeyle bu kurallardan sapılamaz.

Paris’te bedensel zarar hukuku alanında çalışan Av. Betul ILER tarafından hazırlanan bu makale, Fransız hukuku çerçevesinde sırasıyla üçüncü kişi ödeyicileri ve rücu hakkı doğuran yardımları (I), kalem kalem mahsup kuralını ve en güncel uygulamalarını (II), son olarak da mağdurun sahip olduğu güvenceleri ve uyulması gereken usul yükümlülüklerini (III) ele almaktadır.

I. Sorumluya kimler, hangi yardımlar için rücu edebilir?

A. Badinter Kanunu ile belirlenmiş sınırlı bir liste

Temel düzenleme 5 Temmuz 1985 tarihli ve 85-677 sayılı Kanun’un 29. maddesidir (loi n° 85-677 du 5 juillet 1985, art. 29). Bu madde trafik kazalarının çok ötesine geçer, zira kişiye yönelik bir saldırı sonucu zarar gören her mağduru kapsar: tıbbi hata, saldırı, düşme, spor kazası. Madde, sorumluya veya sigortacısına karşı rücu hakkı doğuran yardımları sınırlı olarak sayar: zorunlu sosyal güvenlik rejimlerinin yardımları, devletin ve bazı kamu tüzel kişilerinin 7 Ocak 1959 tarihli ve 59-76 sayılı Kararname (ordonnance n° 59-76 du 7 janvier 1959) uyarınca personeline ödedikleri yardımlar, tıbbi tedavi ve rehabilitasyon giderlerini karşılayan ödemeler, iş göremezlik süresince işveren tarafından ödenmeye devam edilen ücret ve ekleri, son olarak da yardımlaşma sandıkları, tamamlayıcı sigorta kurumları ve sigorta şirketlerinin ödediği günlük iş göremezlik ödenekleri ile malullük yardımları. 30. madde bu rücu haklarının halefiyete dayandığını (recours subrogatoires) belirtir: üçüncü kişi ödeyici, ödediği tutar oranında mağdurun sorumluya karşı haklarına halef olur.

Bu listenin sınırlı niteliği, ilçe meclisinin (département) ödediği engellilik telafi yardımı (prestation de compensation du handicap) hakkındaki bir başvuru vesilesiyle Fransız Anayasa Konseyi tarafından Anayasa’ya uygun bulunmuştur (Cons. const., 24 février 2017, n° 2016-613 QPC). Bu hâller dışında, aynı Kanun’un 33. maddesi, kanuni, sözleşmesel veya statüden doğan bir yükümlülük uyarınca mağdura yapılan ödemeler için sorumluya karşı her türlü rücuyu yasaklar.

İşverenin durumu farklıdır. İşverenin, ödemeye devam ettiği ücretler için sahip olduğu ve işçi adına kesilen sosyal güvenlik primlerini de kapsayan halefiyete dayalı rücu hakkının (Cass. 2e civ., 19 juin 1996, n° 93-16.248) yanı sıra, 32. madde ona bu ücretlere ilişkin işveren primlerinin (charges patronales) geri ödenmesi için doğrudan dava hakkı tanır. Bu, işverenin kendi zararıdır ve mağdurun tazminatından düşülmez.

B. Mahsup edilen yardımlar

Sosyal güvenlik bakımından Yargıtay geniş bir yaklaşım benimser: kurumun zarar verici olayla bağlantılı olarak ödediği tüm yardımlar rücu hakkı doğurur (Cass. crim., 8 décembre 2015, n° 14-87.182). Bu kapsamda tıbbi, eczane ve hastane giderleri, günlük iş göremezlik ödenekleri (indemnités journalières), malullük aylığı (pension d’invalidité), iş kazası geliri ve ölüm sermayesi (capital décès), kamu görevlileri bakımından ise geçici malullük ödeneği (allocation temporaire d’invalidité), ömür boyu malullük geliri (rente viagère d’invalidité) veya askerî malullük aylığı yer alır. Ölümlü bir iş kazasından sonra yetimlere bağlanan gelirler de rücu kapsamındadır.

Rücu hakkı yalnızca daha önce ödenmiş tutarlarla sınırlı değildir. Kurum, ileride yapılacak hastane veya protez giderleri gibi gelecekteki harcamalarını da ileri sürebilir; bu harcamaların da ilgili zarar kalemiyle ilişkilendirilmesi gerekir.

C. Mahsup edilmeyen yardımlar ve adli yargı ile idari yargı arasındaki fark

Mağdura ödenen bazı yardımlar hiçbir rücu hakkı doğurmaz ve adli yargı hâkimi önünde mağdurun tazminatından düşülmemelidir. Yetişkin engelli ödeneği (allocation aux adultes handicapés) (Cass. 2e civ., 7 mars 2019, n° 17-25.855), kişisel özerklik ödeneği (allocation personnalisée d’autonomie) (Cass. 2e civ., 20 octobre 2016, n° 15-17.507), işe dönüş yardımı niteliğindeki işsizlik ödenekleri (Cass. 2e civ., 26 mars 2015, n° 14-16.011), iş göremezlik nedeniyle fesih tazminatı (Cass. 2e civ., 7 avril 2011, n° 10-30.566) ve ikinci hukuk dairesinin yayımlanan bir kararla mahsubunu yine reddettiği sabit hastane ücreti (forfait hospitalier) (Cass. 2e civ., 28 novembre 2024, n° 23-14.255) bu niteliktedir. Engellilik telafi yardımı ve engelli çocuk eğitim ödeneği (allocation d’éducation de l’enfant handicapé) de adli yargı hâkimi tarafından düşülmez (Cass. 2e civ., 6 février 2020, n° 18-19.518 ; Cass. 1re civ., 2 juin 2021, n° 20-10.995).

Özellikle zararın bir kamu hastanesinde meydana geldiği durumlarda görevli olan idari yargı hâkimi farklı düşünür. Rücu hakkı doğurmasalar bile engellilik telafi yardımını, engelli çocuk eğitim ödeneğini ve yetişkin engelli ödeneğini tazminattan düşer. Bununla birlikte Fransız Danıştayı (Conseil d’État), yetişkin engelli ödeneğinin mesleki etkinin kişisel kısmını karşılamadığını ve bu kısmın ayrıca tazmin edilmesi gerektiğini belirtmiştir (CE, 4 avril 2025, n° 488422). Dolayısıyla bir mağdur, sorumlunun özel bir klinik mi yoksa bir kamu kurumu mu olduğuna göre farklı muamele görebilir; Danıştay bu durumu, Anayasa Konseyi’ne öncelikli anayasaya uygunluk sorusu (QPC) gönderilmesini haklı kılan bir eşitsizlik olarak görmemiştir (CE, 6 mars 2024, n° 488422).

Son olarak, ulusal dayanışma yoluyla tazmin kendi kurallarına tabidir. Terör ve diğer suç mağdurları garanti fonu (FGTI) karşısında üçüncü kişi ödeyicilerin hiçbir rücu hakkı yoktur; Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 706-9. maddesinde sayılan yardımlar tazminattan kalem kalem doğrudan düşülür (Cass. 2e civ., 30 mars 2023, n° 21-22.288). Gelecekteki engellilik telafi yardımları bakımından hâkim, bunları düşmeden önce süresiz olarak bağlanıp bağlanmadığını araştırmak zorundadır (Cass. 2e civ., 27 novembre 2025, n° 24-14.365, publié au Bulletin ; Cass. 2e civ., 12 février 2026, n° 24-15.741).

II. Mekanizmanın özü: kalem kalem mahsup

A. 21 Aralık 2006 tarihli Kanun’dan bu yana zorunlu bir yöntem

2006 yılına kadar sosyal yardımlar, rücuya tabi tüm zararlardan toptan düşülüyordu; bu da kurumun acıları veya yaşam kalitesindeki kaybı tazmin etmeye yönelik tutarlardan kendi alacağını tahsil etmesine imkân veriyordu. 21 Aralık 2006 tarihli ve 2006-1640 sayılı Kanun bu sisteme son verdi. 5 Temmuz 1985 tarihli Kanun’un 31. maddesi ve Fransız Sosyal Güvenlik Kanunu’nun L. 376-1. maddesi artık, halefiyete dayalı rücu haklarının kalem kalem (poste par poste), yalnızca üçüncü kişi ödeyicinin üstlendiği zararları tazmin eden tutarlar üzerinden ve kişisel nitelikteki zararlar hariç tutularak kullanılacağını öngörmektedir.

Somut olarak hâkim önce her zarar kalemini Dintilhac sınıflandırmasına (nomenclature Dintilhac) göre değerlendirmeli, ardından bu kalemi hangi yardımların karşıladığını araştırmalı, son olarak yalnızca bu yardımları yalnızca bu kalemden düşmelidir. Yargıtay bu aşamalardan birini atlayan kararları bozar; örneğin, ödenen yardımların hangi kalemleri karşıladığını belirtmeden mesleki gelir kayıplarını hesaplayan bir kararı (Cass. 2e civ., 25 mai 2023, n° 21-24.562) veya ilgili mahsupları yapmadan bir ağırlaşmanın tazminatını belirleyen bir kararı (Cass. 2e civ., 23 mai 2019, n° 18-14.332) bozmuştur.

Tedavi giderlerinin geri ödemeleri sağlık giderlerinden, günlük iş göremezlik ödenekleri ise kalıcılaşma öncesi mesleki gelir kayıplarından düşülür. Kalıcılaşmadan (consolidation) sonra ödenen yardımlar bakımından mesele daha hassastır, çünkü bunlar karma bir amaca sahip olabilir.

B. Gelirler ve aylıklar: hâlâ canlı bir uyuşmazlık alanı

İş kazası geliri bunun en iyi örneğidir. Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun (assemblée plénière) 20 Ocak 2023 tarihli kararlarından (n° 20-23.673) bu yana, bu gelirin kalıcı fonksiyonel kaybı değil, mesleki gelir kayıplarını ve mesleki etkiyi tazmin ettiği kabul edilmektedir. 2025 ve 2026 kararları bu çözümün kapsamını netleştirmiştir. İkinci hukuk dairesi bu ilkeyi 6 Kasım 2025’te yeniden teyit etmiş (n° 24-10.843), ardından kaza tarihinde zaten emekli olan işçiye de uygulamış ve bu işçinin gelirinin de manevi nitelikteki zararlardan düşülemeyeceğine hükmetmiştir (Cass. 2e civ., 29 janvier 2026, n° 23-18.530). Daha önce ise kalıcı bir zararı tazmin eden gelirin, ödenmesine hâkimin belirlediği kalıcılaşma tarihinden önce başlanmış olsa bile, kalıcılaşma öncesi mesleki gelir kayıplarından düşülemeyeceğine karar vermişti (Cass. 2e civ., 14 octobre 2021, n° 19-24.456). Ceza dairesi de aynı görüştedir (Cass. crim., 23 janvier 2024, n° 23-80.647).

Genel rejimdeki malullük aylığı da aynı mantığı izler: kalıcı fonksiyonel kaybı tazmin etmez (Cass. 2e civ., 6 juillet 2023, n° 21-24.283 ; 10 octobre 2024, n° 22-22.642 ; 7 mai 2025, n° 23-14.065). Memurların geçici malullük ödeneği ve ömür boyu malullük geliri için de durum aynıdır (Cass. crim., 3 septembre 2024, n° 23-83.394 ; Cass. 2e civ., 10 octobre 2024, n° 22-23.393).

Askerî malullük aylığı ise bir istisnadır. Herhangi bir gelir kaybından bağımsız olarak malullük oranına göre belirlendiği için Yargıtay, bu aylığın fonksiyonel kaybı ve acıları da tazmin ettiğini, dolayısıyla gelecekteki gelir kayıpları ve mesleki etkiden sonra kalıcı fonksiyonel kayıptan da düşüleceğini kabul etmektedir (Cass. 2e civ., 19 septembre 2024, n° 23-13.029 ; 27 novembre 2025, n° 24-17.936 ; Cass. crim., 20 janvier 2026, n° 25-80.153). Yaralanan bir asker için bunun önemi büyüktür: fonksiyonel kaybını tazmin eden tazminatın bir kısmı aylık tarafından eritilebilir.

C. Mahsup sırası ve sonuçları

Bir yardım birden fazla kalemi karşılıyorsa mahsup sırası önem taşır. Yargıtay daha 29 Ekim 2007 tarihli mütalaalarında (avis, n° 07-00.015 ve n° 07-00.016) iş kazası gelirinin ve ömür boyu malullük gelirinin önce mesleki gelir kayıplarından, sonra mesleki etkiden düşüleceğini belirlemiştir. Gelir, gelecekteki gelir kayıplarını aşarsa, artan kısım mesleki etkiyi azaltır: bu son kalemin eksiksiz ve gerekçeli biçimde değerlendirilmesinin önemi buradan kaynaklanır.

Ölüm hâlinde de akıl yürütme aynıdır. Ölüm sermayesi özellikle yakınların gelir kaybını tazmin eder ve cenaze giderlerinden düşülemez (Cass. crim., 10 mars 2009, n° 08-84.214). Rücu hakkı doğuran dul ve yetim aylığı (pension de réversion), daha sonra ekonomik zarardan düşüleceği için hane halkının referans gelirine dâhil edilmemelidir (Cass. 2e civ., 3 mai 2018, n° 16-24.099). Hesaplama sırasındaki bir hata, aynı yardımın iki kez düşülmesine yol açabilir.

III. Mağdurun güvenceleri ve usul kuralları

A. Kişisel zarar kalemleri kural olarak dokunulmazdır

Kişisel nitelikteki zararlar, yani özellikle çekilen acılar (souffrances endurées), fonksiyonel kayıp, estetik zarar, yaşam zevkinden yoksun kalma zararı (préjudice d’agrément) veya cinsel zarar, kural olarak rücu kapsamı dışındadır. 31. maddenin üçüncü fıkrası bir istisna öngörür: üçüncü kişi ödeyici, böyle bir kalemi tartışmasız biçimde tazmin eden bir yardımı fiilen ve önceden mağdura ödediğini ispatlarsa rücu hakkını bu kalem üzerinde de kullanabilir. Askerî malullük aylığının kalıcı fonksiyonel kayba ulaşabilmesi bu temele dayanır. Yargıtay ayrıca İspanyol hukukuna göre ödenen ve karma nitelikteki zararları tazmin eden yardımların kişisel kalemlerden düşülmesini kabul etmiştir (Cass. 2e civ., 4 février 2016, n° 14-24.568). Bu çözüm, örneğin Türkiye’deki bir kurumdan yardım almış mağdurları doğrudan ilgilendirir: her yardımın gerçek niteliği, tercümelerle birlikte ortaya konmalıdır; aksi hâlde yardım, tazmin etmediği bir kalemden düşülebilir.

B. Kısmi tazmin hâlinde öncelik hakkı

Mağdur, örneğin kendi kusuru tazminat hakkını azalttığı için yalnızca kısmi tazminat alabiliyorsa, 31. maddenin ikinci fıkrası ve Fransız Medeni Kanunu’nun 1346-3. maddesine atıf yapan Sosyal Güvenlik Kanunu’nun L. 376-1. maddesi ona kuruma karşı bir öncelik hakkı (droit de préférence) tanır. Sorumlunun üzerinde kalan tazminattan önce mağdura, kalem kalem ödeme yapılır; üçüncü kişi ödeyici ancak kalan kısımdan alacağını tahsil edebilir (Cass. 2e civ., 25 juin 2020, n° 19-15.208). Hâkim, önce kurumun alacağını düşüp ardından indirimi mağdura kalan bakiyeye uygulayamaz (Cass. crim., 20 novembre 2012, n° 11-88.773). Malullük aylığıyla karşılanmayan gelecekteki gelir kaybı, sorumlunun bu kalemdeki borcunu aşıyorsa, tazminatın tamamı mağdura kalır ve kurum hiçbir şey alamaz (Cass. 2e civ., 13 juin 2013, n° 12-10.145).

Üçüncü kişi ödeyicilerin hiçbir rücu hakkı bulunmayan FGTI karşısında bu öncelik hakkının bir anlamı yoktur: yardımlar kalem kalem doğrudan düşülür (Cass. 2e civ., 10 décembre 2015, n° 14-25.757).

C. Kurumu davaya dâhil etmek, bilgilendirmek, tek başına sulh olmamak

Sosyal Güvenlik Kanunu’nun L. 376-1. maddesi mağdura, yargılamanın her aşamasında sosyal sigortalı sıfatını ve bağlı olduğu kurumları bildirme ve bu kurumları hükmün kendilerine de karşı ileri sürülebilmesi için davaya dâhil etme (déclaration de jugement commun) yükümlülüğü getirir. Aksi takdirde, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren iki yıl boyunca hükmün iptali talep edilebilir. Ceza yargılamasında kurum, mağdur katılan (partie civile) sıfatıyla ileri sürülen talepler hakkında karar verilmediği sürece, savcılığın mütalaasından sonra bile davaya çağrılabilir. Kurumun davada yer almaması mağdurun lehine de sonuç doğurmaz: kurum avukat tutmamış veya alacağının miktarını bildirmemiş olsa bile alacağı mahsup edilmelidir (Cass. 2e civ., 16 janvier 2014, n° 12-28.119). Danıştay da mağdurun hakları ile kurumun hakları arasındaki sıkı bağı vurgulamaktadır: mağdurun hakları hakkında karar veremediği için yeni bir bilirkişi incelemesine hükmeden bir idare mahkemesi, aynı kararla kurumun taleplerini kesin olarak karara bağlayamaz (CE, 25 février 2026, n° 490928, mentionné aux Tables du Recueil Lebon).

Yargılama dışında, L. 376-3. madde mağdur ile sorumlu arasında yapılan bir sulh anlaşmasının (règlement amiable) kuruma ancak kurum taahhütlü mektupla buna katılmaya davet edilmişse karşı ileri sürülebileceğini ve bu mektubun gönderilmesinden on beş gün sonra kesinleşeceğini öngörür. L. 376-4. madde, kurumu bir sulhten haberdar etmeyen sigortacıya veya sorumluya, elde edilen geri ödemenin %50’sine kadar varabilen bir para cezası öngörür. Sorumlu ayrıca sağlık sigortası lehine, tahsil edilen tutarların üçte birine eşit ve her yıl güncellenen bir üst ve alt sınırla belirlenen götürü bir yönetim tazminatı (indemnité forfaitaire de gestion) öder. Bu tutarların hiçbiri mağdura yüklenmez.

Uygulamada mağdurun, müzakerenin veya yargılamanın başından itibaren her kurumun ayrıntılı harcama dökümünü (relevé des débours) edinmesi, her yardımın doğru kalemle ilişkilendirildiğini ve tarihleri kontrol etmesi yararınadır. Başka bir hastalık için ödenmiş bir yardım, kalıcılaşmadan sonraki bir günlük ödenek veya kişisel bir kalemden düşülmüş bir gelir, tazminat tekliflerinde rastlanan ve imzadan önce itiraz edilmesi gereken hatalardır.

Akılda tutulması gerekenler

Üçüncü kişi ödeyicilerin rücu hakkının amacı mağdurun tazminatını azaltmak değil, aynı kayıp için iki kez tazmin edilmesini önlemektir. 2006 Kanunu ve zengin bir içtihat koruyucu bir sistem kurmuştur: kalem kalem mahsup, kişisel zararların korunması, kısmi tazminde mağdurun önceliği. 2025 ve 2026 yıllarında verilen kararlar bu sistemin gelişmeye devam ettiğini ve her yardımın nitelendirilmesinin sonunda alınacak tutarı önemli ölçüde değiştirebileceğini göstermektedir.

Mağdur için sonuç somuttur. Bir sigortacının veya bir mahkeme kararının açıkladığı toplam tutar, neyin ve neden düşüldüğü satır satır kontrol edilmedikçe hiçbir şey ifade etmez. Bu teknik kontrol, bedensel zarar hukuku alanında çalışan avukatın görevinin bir parçasıdır ve herhangi bir teklifin veya sulhun kabulünden önce yapılmalıdır.

Daha fazla bilgi için. Çalışma alanımızın genel tanıtımı için bedensel zarar hukuku sayfamıza, iş kazası gelirinin fonksiyonel kayıp karşısındaki durumu için kalıcı fonksiyonel kayıp makalemize ve sigorta şirketinin tazminat teklifini değerlendirmeye ilişkin önerilerimize göz atabilirsiniz.

Kaynaklar

Loi n° 85-677 du 5 juillet 1985, art. 29 à 34
Code de la sécurité sociale, art. L. 376-1 à L. 376-4
Code civil, art. 1346-3
Code de procédure pénale, art. 706-9
Loi n° 2006-1640 du 21 décembre 2006, art. 25
Cons. const., 24 février 2017, n° 2016-613 QPC
Cass., avis, 29 octobre 2007, n° 07-00.015 et n° 07-00.016
Cass., ass. plén., 20 janvier 2023, n° 20-23.673
Cass. 2e civ., 13 juin 2013, n° 12-10.145
Cass. 2e civ., 16 janvier 2014, n° 12-28.119
Cass. 2e civ., 10 décembre 2015, n° 14-25.757
Cass. 2e civ., 4 février 2016, n° 14-24.568
Cass. 2e civ., 3 mai 2018, n° 16-24.099
Cass. 2e civ., 7 mars 2019, n° 17-25.855
Cass. 2e civ., 23 mai 2019, n° 18-14.332
Cass. 2e civ., 25 juin 2020, n° 19-15.208
Cass. 2e civ., 14 octobre 2021, n° 19-24.456
Cass. 2e civ., 26 janvier 2023, n° 21-15.483
Cass. 2e civ., 30 mars 2023, n° 21-22.288
Cass. 2e civ., 25 mai 2023, n° 21-24.562
Cass. 2e civ., 6 juillet 2023, n° 21-24.283
Cass. 2e civ., 19 septembre 2024, n° 23-13.029
Cass. 2e civ., 10 octobre 2024, n° 22-22.642 et n° 22-23.393
Cass. 2e civ., 28 novembre 2024, n° 23-14.255
Cass. 2e civ., 7 mai 2025, n° 23-14.065
Cass. 2e civ., 6 novembre 2025, n° 24-10.843
Cass. 2e civ., 27 novembre 2025, n° 24-14.365 et n° 24-17.936
Cass. 2e civ., 29 janvier 2026, n° 23-18.530
Cass. 2e civ., 12 février 2026, n° 24-15.741
Cass. crim., 20 novembre 2012, n° 11-88.773
Cass. crim., 23 janvier 2024, n° 23-80.647
Cass. crim., 3 septembre 2024, n° 23-83.394
Cass. crim., 20 janvier 2026, n° 25-80.153
CE, 6 mars 2024, n° 488422
CE, 4 avril 2025, n° 488422
CE, 25 février 2026, n° 490928
Code du dommage corporel Dalloz, Ekim 2026 güncellemesi, 5 Temmuz 1985 tarihli Kanun’un 29. ve 31. maddelerine ilişkin içtihat notları
Répertoire de la responsabilité de la puissance publique Dalloz, « Sécurité sociale : recours des caisses » (P. Ranquet), Mart 2026 güncellemesi

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var? Paris 16. bölgede, 5 rue Lalo adresindeki ILER Avocat hukuk bürosu, bedensel zarar mağdurlarına ve yakınlarına Türkçe, Fransızca ve İngilizce destek vermektedir. 07 82 80 90 63 numaralı telefondan bize ulaşabilir veya cabinet@iler-avocat.com adresine yazabilirsiniz.

Appeler le cabinet