loader image

Yaya geçidinde arabanın çarptığı bir yaya, dönüş yapan bir otomobilin çarptığı bir bisikletli, bir arkadaşının arabasında yaralanan bir yolcu: Bu durumların hepsinde mağdur, motorlu bir aracın direksiyonunda değildir. İlk bakışta önemsiz görünen bu durum, Fransız hukukunda aslında belirleyicidir. Badinter Kanunu olarak bilinen 5 Temmuz 1985 tarihli ve 85-677 sayılı Kanun (loi n° 85-677 du 5 juillet 1985), sürücü olmayan mağdurlara (victimes non conductrices) son derece koruyucu bir tazminat rejimi tanır; bu rejimde mağdurun kendi kusuru ona neredeyse hiçbir zaman karşı ileri sürülemez. Buna rağmen sigorta şirketlerinin, yayanın dikkatsizliğini, bisikletin aydınlatmasının olmamasını veya mağdurun alkollü olmasını gerekçe göstererek tazminatı azaltmaya, hatta tamamen reddetmeye çalıştığı sıkça görülür.

Bu rejimi iyi anlamak, mağdurun ve yakınlarının gerçek haklarını doğru değerlendirmesini ve haksız bir indirimi kabul etmemesini sağlar. Bu yazıda önce Kanunun uygulanma koşullarını ve sürücü olmayan mağdur kavramını (I), ardından bu mağdurlara karşı ileri sürülebilecek tek kusur olan ve Fransız Yargıtayı’nın (Cour de cassation) son derece dar yorumladığı, kazanın tek nedeni olan affedilemez kusuru (faute inexcusable cause exclusive de l’accident) (II), son olarak da mağdur ve yakınlarının tazminatı bakımından pratik sonuçları (III) inceleyeceğiz.

I. Korumanın kapsamı: Sürücü olmayan mağdur kimdir?

A. Motorlu kara taşıtının karıştığı bir trafik kazası

5 Temmuz 1985 tarihli Kanunun 1. maddesine göre bu rejim, motorlu bir kara taşıtının (véhicule terrestre à moteur) ve onun römork veya yarı römorkunun karıştığı trafik kazalarının mağdurlarına uygulanır; kendilerine ait raylar üzerinde hareket eden trenler ve tramvaylar bu kapsamın dışındadır. Metin, mağdurlar bir taşıma sözleşmesi uyarınca taşınıyor olsalar bile Kanunun uygulanacağını açıkça belirtir; bu da özellikle otobüs veya taksi yolcularını kapsar.

Kanun, sürücünün kusuruna dayanmaz. Aracın kazaya karışmış (impliqué) olması, yani kazanın meydana gelmesinde herhangi bir şekilde rol oynamış olması yeterlidir. 2. madde ayrıca, sürücüler de dahil olmak üzere mağdurlara, aracın sürücüsü veya zilyedi (gardien) tarafından mücbir sebep (force majeure) veya üçüncü kişinin fiilinin (fait d’un tiers) ileri sürülemeyeceğini öngörür. Dolayısıyla bir sürücü, gözünün kamaştığını, buzlanma nedeniyle kaydığını veya başka bir sürücünün kendisini manevra yapmaya zorladığını söyleyerek sorumluluktan kurtulamaz.

Ancak olayda motorlu bir kara taşıtının bulunması gerekir. Fransız Yargıtayı bunu, kimliği belirlenemeyen bir kamyonun sollamasının hemen ardından arkasından gelen başka bir bisikletlinin çarptığı bir bisikletliye ilişkin davada hatırlatmıştır. Yargıtay’a göre 1985 Kanunu kamu düzenine ilişkin olsa da, kazaya karışan motorlu kara taşıtının sürücüsü veya zilyedi olmayan kişilere karşı genel hukuktaki haksız fiil sorumluluğunun uygulanmasını engellemez; mağdur, kendisini düşüren bisikletliye ve onun sigortacısına Fransız Medeni Kanunu’nun 1240 ve 1242. maddelerine dayanarak dava açabilir (Cass. 2e civ., 30 novembre 2023, n° 22-18.525, publié au Bulletin).

B. Sürücüler ile sürücü olmayanlar arasındaki temel ayrım

Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrası, motorlu kara taşıtı sürücüleri dışındaki mağdurların, kişiliklerine yönelik zararlarının, kazanın tek nedeni olması halinde affedilemez kusurları hariç, kendi kusurları kendilerine karşı ileri sürülemeksizin tazmin edileceğini öngörür. Buna karşılık 4. maddeye göre motorlu kara taşıtı sürücüsünün kusuru, uğradığı zararların tazminatını sınırlandırma veya tamamen ortadan kaldırma sonucunu doğurur.

Aradaki fark çok büyüktür. Kusurlu sürücünün tazminatı, kusuru zararının oluşmasına katkıda bulunmuşsa azaltılabilir veya kaldırılabilir; ancak Fransız Yargıtayı kusur ile zarar arasındaki bu bağın somut olarak ortaya konmasını aramakta, kusurun yalnızca ağır olmasını yeterli görmemektedir (Cass. 2e civ., 19 juin 2025, n° 23-22.911, publié au Bulletin). Yaya, bisikletli veya yolcuya ise ancak tamamen istisnai nitelikte bir kusur karşı ileri sürülebilir.

Fransız Yargıtayı bu sistemin varlık nedenini açıkça ortaya koymuştur: Kanun koyucu, kusursuz bir tazminat düzeni getirerek bazı yol kullanıcısı gruplarına, yani yayalara, taşınan yolculara, çocuklara, yaşlılara ve engelli kişilere özel bir koruma sağlamak istemiştir. Yargıtay buradan, engelli bir kişinin hareket etmesi için tasarlanmış tıbbi bir cihaz olan elektrikli tekerlekli sandalyenin motorlu kara taşıtı olmadığı ve dolayısıyla kullanıcısının sürücü gibi değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıştır (Cass. 2e civ., 6 mai 2021, n° 20-14.551, publié au Bulletin et au Rapport).

C. Sınırdaki durumlar: Sürücü sıfatı ne zaman kaybedilir?

Sürücü olup olmama nitelendirmesi, özellikle mağdurun aracından inmiş veya araçtan fırlamış olduğu durumlarda sıkça tartışma konusu olur. İçtihat, durumu bedensel zararın meydana geldiği an itibarıyla değerlendirir. Birden fazla çarpışmanın art arda gerçekleştiği hallerde Fransız Yargıtayı, aynı zaman dilimi içinde ve kesintisiz bir zincir halinde meydana gelen ardışık çarpışmaların tek ve bölünmez bir kaza oluşturduğunu, bu kaza boyunca karışan araçların sürücülerinin bu sıfatlarını koruduğunu kabul etmektedir (Cass. 2e civ., 20 mai 2020, n° 18-26.564).

Bu davada, aracının kontrolünü kaybeden bir sürücü aracından inmiş ve yaklaşık on beş dakikadır çekiciyi beklerken başka bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetmişti. İstinaf mahkemesi onun yaya sıfatına sahip olduğunu ve ailesinin tazminatının tam olması gerektiğini kabul etmişti; Fransız Yargıtayı ise on beş dakikalık bir sürenin aynı zaman dilimini dışlamaya yetmediğini ve ikinci sürücünün aracının kontrolünü tam da ilk aracın yolda hareketsiz kalması nedeniyle kaybettiğini, bundan olayların kesintisiz bir zincir oluşturduğu sonucunun çıktığını belirterek kararı bozmuştur. Sonuç büyük önem taşır: Cevaba göre mağdur ya çok koruyucu olan 3. maddeye ya da kusurunun kendisine karşı ileri sürülmesine imkan veren 4. maddeye tabi olacaktır. Ceza Dairesi’nin incelediği bir davada da esas mahkemeleri, önce kazanın karmaşık (accident complexe) olup olmadığını incelemiş ve mağdurun diğer araç tarafından çarpıldığı anda sürücü sıfatını kaybetmiş olduğu sonucuna varmıştı (Cass. crim., 28 janvier 2025, n° 23-82.823).

II. İleri sürülebilecek tek kusur: Kazanın tek nedeni olan affedilemez kusur

A. Değişmeyen ve dar bir tanım

Kanun affedilemez kusuru tanımlamaz. Bu kavramın sınırlarını 1995 yılında Fransız Yargıtayı belirlemiş ve o tarihten bu yana aynı ifadelerle tekrarlamaktadır: 5 Temmuz 1985 tarihli Kanunun 3. maddesi anlamında yalnızca, haklı bir neden olmaksızın failini bilincinde olması gereken bir tehlikeye maruz bırakan, olağanüstü ağırlıktaki kasıtlı kusur affedilemez kusurdur (Cass. ass. plén., 10 novembre 1995, n° 94-13.912, publié au Bulletin).

Bu ölçütler birlikte aranır. Kusur kasıtlı olmalıdır; bu da basit bir dikkatsizliği değil, bilinçli bir davranışı gerektirir. Kusur olağanüstü ağırlıkta olmalıdır; bu da sıradan tedbirsizliği dışlar. Kusur, failini haklı bir neden olmaksızın tehlikeye maruz bırakmalıdır. Son olarak mağdurun bu tehlikenin bilincinde olması gerekir. Buna metnin kendisinden kaynaklanan bir koşul daha eklenir: Kusurun kazanın tek nedeni (cause exclusive) olması gerekir; yani kazaya karışan sürücünün kazanın meydana gelmesine hiçbir katkısı bulunmamalıdır.

1995 kararında Yargıtay Genel Kurulu (Assemblée plénière), gece, yağmurlu havada, koyu renk giysilerle, aydınlatması olmayan bir il yolunun ortasında durarak kendisini evine götürecek bir aracı durdurmaya çalışan bir yayanın kusurunu, kısa süre önce bir otobüsün çarpmasından son anda kurtulmuş olmasına ve alkolün onu tamamen ayırt etme gücünden yoksun bırakmamış olmasına rağmen, affedilemez kusur olarak nitelendirmeyi reddetmiştir.

B. Değerlendirmenin katılığını teyit eden yakın tarihli içtihat

Fransız Yargıtayı, esas mahkemelerinin yaptığı nitelendirmeyi sıkı bir şekilde denetlemeye devam etmektedir. Bültende yayımlanan bir kararda Yargıtay, on sekiz yaşındaki bir gencin büyükannesini her türlü tazminattan yoksun bırakan istinaf kararını bozmuştur. Bu genç, frensiz ve korumasız bir kaykayla, turistik bir şehirde, ağustos ayında ve trafiğin yoğun olduğu bir saatte, çok dik bir yokuştan son derece hızlı bir şekilde inmiş, yokuşun sonundaki ışıklı işaretleri ve araç akışını dikkate almamış ve bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmişti. Yargıtay’a göre bu unsurlar, ne kadar tedbirsiz olursa olsun, affedilemez bir kusuru oluşturmuyordu (Cass. 2e civ., 21 décembre 2023, n° 22-18.480, publié au Bulletin).

Bununla birlikte affedilemez kusur tamamen teorik bir ihtimal değildir. Fransız Yargıtayı, çeşitli uyuşturucuların etkisi altındayken, gece, haklı bir neden olmaksızın, yayaların geçmesini engellemek için kesintisiz bariyerlerle donatılmış yoğun trafikli bir yolu, kamusal aydınlatma ve reflektörlü giysi olmadan geçmeye çalışan ve hemen öncesinde aracını durduran bir sürücünün kendisini uyarıp yoldan çekilmesini istediği bir yaya bakımından affedilemez kusuru kabul eden istinaf kararını onamıştır (Cass. 2e civ., 20 avril 2023, n° 21-22.374). Tehlikenin bilincinde olunduğunu gösteren açık uyarı, değerlendirmede açıkça belirleyici olmuştur.

Uyuşmazlıklar, kazanın tek nedeni olma koşulu üzerinde de yoğunlaşmaktadır. Bir yayanın, kimliği belirlenemeyen bir aracın geçmesinin ardından gece bir devlet yolunda ölü bulunduğu bir davada istinaf mahkemesi, birkaç dakika önce bir tanığın mağduru görüp ondan kaçınmayı başarmış olmasına rağmen, yolda yatan mağdurun varlığının sürücü için öngörülemez ve karşı konulamaz olduğuna karar vermişti. Fransız Yargıtayı, hakimlerin bu tanıklığın önemini azaltmak için re’sen ileri sürdükleri gerekçeyi tarafların tartışmasına sunmadıkları gerekçesiyle kararı bozmuştur (Cass. 2e civ., 15 décembre 2022, n° 21-15.780). Başka bir yol kullanıcısının mağdurdan kaçınabilmiş olması, mağdurun kusurunun kazanın tek nedeni olduğu iddiasını ciddi şekilde zayıflatan bir olgudur.

C. “Ayrıcalıklı” mağdurlar: Çocuklar, yaşlılar ve ağır engelliler

3. maddenin ikinci fıkrası, bazı sürücü olmayan mağdurların korumasını daha da güçlendirir. Bu mağdurlar on altı yaşından küçük veya yetmiş yaşından büyükse ya da yaşları ne olursa olsun kaza anında en az %80 oranında sürekli iş göremezlik veya malullük oranı tanıyan bir belgeye sahiplerse, kişiliklerine yönelik zararlar her durumda tazmin edilir. Kazanın tek nedeni olan affedilemez bir kusur dahi bu kişilere karşı ileri sürülemez.

Tüm sürücü olmayan mağdurlar için ortak olan tek bir sınır kalır: 3. maddenin üçüncü fıkrasına göre mağdur, uğradığı zararı bilerek ve isteyerek aramışsa (a volontairement recherché le dommage), kazanın failinden tazminat alamaz. Bu ihtimal esas olarak intihar girişimini hedefler. Zarara uğramaya yönelik bilinçli bir iradenin ispatını gerektirir; sigortacının bunu yalnızca iddia etmesi yeterli değildir.

III. Mağdur ve yakınları için pratik sonuçlar

A. İlke: Tüm zarar kalemlerinin tam tazmini

Kazanın tek nedeni olan affedilemez bir kusur ispatlanmadıkça, sürücü olmayan mağdur, yapmış olabileceği tedbirsizlik ne olursa olsun, bedensel zararlarının tam olarak tazmin edilmesi (réparation intégrale) hakkına sahiptir. Dintilhac sınıflandırmasındaki tüm kalemler bu kapsamdadır: sağlık giderleri, mesleki gelir kayıpları, üçüncü kişi yardımı, mesleki etki (incidence professionnelle), fonksiyonel kayıp (déficit fonctionnel), çekilen acılar (souffrances endurées), estetik zarar, yaşam zevkinden yoksun kalma (préjudice d’agrément), cinsel zarar ve uyarlanmış konut ve araç giderleri. Buna karşılık Kanunun 5. maddesi, mağdurun kusurunun mal zararlarının tazminatını sınırlayabileceğini veya ortadan kaldırabileceğini öngörür; ancak tıbbi reçeteyle verilen malzeme ve cihazlar kişiye yönelik zararlarla aynı rejime tabidir.

Kanunda öngörülen teklif usulü tamamen uygulanır. 12. maddeye göre kazaya karışan aracın sigortacısı, kişiliğine zarar gelen mağdura kazadan itibaren en geç sekiz ay içinde bir tazminat teklifinde bulunmak zorundadır. Sigortacıya kazadan sonraki üç ay içinde mağdurun iyileşme sürecinin tamamlandığı (consolidation) bildirilmemişse teklif geçici nitelikte olabilir; bu durumda kesin teklif, sigortacının bu durumdan haberdar edildiği tarihten itibaren beş ay içinde yapılmalıdır. Mağdur bu sürelere uyulmasını talep etmekten çekinmemelidir.

B. Mağdurun yakınları da aynı rejimden yararlanır

Kanunun 6. maddesine göre, doğrudan mağdura verilen zararlar nedeniyle üçüncü bir kişinin uğradığı zarar, doğrudan mağdurun tazminatına uygulanan sınırlamalar veya istisnalar dikkate alınarak tazmin edilir. Somut olarak, yaralanan veya hayatını kaybeden bir yayanın veya bisikletlinin yakınları, doğrudan mağdurla aynı korumadan yararlanır: Doğrudan mağdura hiçbir kusur ileri sürülemiyorsa, yakınların tazminatı da azaltılamaz. Yukarıda anılan 2023 tarihli davalarda da mağdurun ölümü üzerine tazminat talep edenler aileleriydi.

Kazaya karışan araç sigortasızsa veya kimliği belirlenemiyorsa, ki bu durum kaçma olaylarında sıkça görülür, mağdur ve yakınları Zorunlu Sigortalar Garanti Fonu’na (Fonds de garantie des assurances obligatoires de dommages, FGAO) başvurabilir. Ancak bu Fon da, bir sigortacı gibi, mağdurun affedilemez kusurunu ileri sürebilir; Fon’a karşı açılan davalarda verilen 21 Aralık 2023 ve 15 Aralık 2022 tarihli kararlar bunu göstermektedir.

C. Dikkat edilmesi gereken noktalar

Bazı refleksler zorunludur. İlki, çarpışma anında mağdurun sıfatını en başından belirlemektir: Bir yolcu, aracından inmiş bir yaya veya bir bisikletli 4. maddeye değil 3. maddeye tabidir. Sigortacının mağduru sürücü olarak nitelendiren her açıklaması, kazanın somut koşulları ışığında kontrol edilmelidir.

İkinci refleks, delilleri hızla toplamaktır: polis veya jandarma tutanağı, tanık beyanları, fotoğraflar, güvenlik kamerası kayıtları. Affedilemez kusuru, onu ileri süren tarafın ispat etmesi gerekir; aydınlatma, görüş mesafesi veya sürücünün davranışı gibi somut koşullar, kazanın tek nedeni olma koşulunu çürütmek için çoğu zaman belirleyicidir.

Üçüncü refleks, yayanın, bisikletlinin veya yolcunun sözde kusuru gerekçesiyle belirli bir yüzde indirim uygulayan bir teklifi, analiz etmeden asla kabul etmemektir. Gerçek olsa bile bir tedbirsizlik yeterli değildir: Mağduru tazminat hakkından yoksun bırakabilecek tek şey, kazanın tek nedeni olan olağanüstü ağırlıktaki kasıtlı bir kusurdur; üstelik mağdurun on altı yaşından küçük veya yetmiş yaşından büyük olmaması ve en az %80 iş göremezlik oranına sahip olmaması şartıyla. Son olarak, tüm zarar kalemlerinin doğru değerlendirilmesi için, mağdurlar adına çalışan bir danışman hekim (médecin-conseil de victimes) eşliğinde çekişmeli bir tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır.

Sonuç

5 Temmuz 1985 tarihli Kanun, yayaları, bisikletlileri ve yolcuları, tazminatları yoldaki davranışlarına bağlı olmayan korunan mağdurlar haline getirmiştir. Fransız Yargıtayı bu korumanın içinin boşaltılmamasına istikrarlı bir şekilde özen göstermektedir: Affedilemez kusur dar yorumlanan bir kavram olmaya devam etmektedir ve tedbirsizlik, dikkatsizlik, hatta alkollü olmak tek başına bu kusuru oluşturmaya yetmez. Çocuklar, yetmiş yaşın üzerindeki kişiler ve ağır engelliler bakımından ise bu kusur hiç ileri sürülemez. Mağdurun kusurunu ileri süren bir sigortacı karşısında sorulması gereken ilk soru bu nedenle basittir: Mağdur motorlu bir kara taşıtının sürücüsü müydü? Cevap hayırsa, tam tazminat hakkı vakaların büyük çoğunluğunda kazanılmış demektir.

Daha fazla bilgi için bedensel zarar hukuku sayfamıza, sigorta şirketinin tazminat teklifi hakkındaki yazımıza ve Fransa–Türkiye yolunda trafik kazası hakkındaki yazımıza göz atabilirsiniz.

Kaynaklar

Loi n° 85-677 du 5 juillet 1985 tendant à l’amélioration de la situation des victimes d’accidents de la circulation, articles 1er à 6 et 12 (Légifrance)
Code civil, articles 1240 et 1242
Cass. ass. plén., 10 novembre 1995, n° 94-13.912, publié au Bulletin
Cass. 2e civ., 20 mai 2020, n° 18-26.564
Cass. 2e civ., 6 mai 2021, n° 20-14.551, publié au Bulletin et au Rapport
Cass. 2e civ., 15 décembre 2022, n° 21-15.780
Cass. 2e civ., 20 avril 2023, n° 21-22.374
Cass. 2e civ., 30 novembre 2023, n° 22-18.525, publié au Bulletin
Cass. 2e civ., 21 décembre 2023, n° 22-18.480, publié au Bulletin
Cass. crim., 28 janvier 2025, n° 23-82.823
Cass. 2e civ., 19 juin 2025, n° 23-22.911, publié au Bulletin

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var? Paris 16. bölgede, 5 rue Lalo adresindeki ILER Avocat hukuk bürosu, bedensel zarar mağdurlarına ve yakınlarına Türkçe, Fransızca ve İngilizce destek vermektedir. 07 82 80 90 63 numaralı telefondan bize ulaşabilir veya cabinet@iler-avocat.com adresine yazabilirsiniz.

Appeler le cabinet